Ekonomik Gündem | 17 Haziran 2025
[vc_row][vc_column][vc_column_text]
📌 Jeopolitik Riskler: İsrail-İran Çatışması ve Küresel Yansımalar
İsrail ile İran arasında yeniden alevlenen çatışmalar, bölgesel güvenlik risklerini artırırken piyasa fiyatlamalarında sınırlı bir etki yaratmıştır. İsrail’in yüksek teknolojili ve nokta atışlı saldırı kapasitesi ile ABD desteği, sürecin kontrollü yürütüldüğü izlenimini kuvvetlendirmiştir. İran’ın geniş ama görece zayıf teknik donanıma sahip ordusu, karşılıklı misillemelerde yoğun kayıplar vermesine yol açmıştır.
Söz konusu çatışmaların iki ülke arasında doğrudan kara sınırı bulunmaması nedeniyle “uzaktan savaş” formunda sürdüğü, bu durumun da riskleri kontrollü bir çerçevede tuttuğu gözlemlenmiştir. Ancak İran’ın füze saldırılarıyla İsrail’in bazı savunma sistemlerini aşmayı başarması, sürecin kontrol dışına çıkma ihtimalini diri tutmaktadır. İsrail tarafının saldırılarına ABD’nin açık desteği nedeniyle jeopolitik risk algısı yükselse de piyasalarda fiyatlamaların şimdilik sınırlı kaldığı görülmektedir.
Eğer çatışmanın kapsamı değişmez, yeni aktörler sürece dahil olmazsa, küresel piyasaların mevcut fiyatlama eğilimini koruyabileceği, ancak aksi durumda enerji fiyatlarında artış ve güvenli liman talebinde yükseliş yaşanabileceği öngörülmektedir.
🛢️ Enerji Piyasaları: Petrol Fiyatlarındaki Dalgalanma
Körfez bölgesindeki jeopolitik gerginliklerin tırmanması, petrol arzına yönelik endişeleri tetiklemiştir. Cuma günü 69,65 USD seviyesinden kapanan Brent petrol, haftanın ilk işlem gününde 74 USD seviyesine kadar yükselmiştir. Petrol fiyatlarındaki artışın global büyüme ve enflasyon üzerindeki olumsuz etkileri, merkez bankalarının politikalarını da doğrudan etkileyecek potansiyele sahiptir.
Yükselen petrol fiyatları, üretici enflasyonu başta olmak üzere enerji maliyetleri üzerinden tüketici enflasyonunu da besleyebilir. Bu da merkez bankalarının “faiz indirimi” alanını daraltan bir faktör olarak dikkat çekmektedir.
🪙 ABD Ekonomisi ve FED Kararı Beklentisi
Çarşamba akşamı açıklanacak olan FED faiz kararı, haftanın en kritik gelişmesi olarak öne çıkmaktadır. Son açıklanan istihdam ve enflasyon verilerinde büyük değişim gözlenmemesi, mevcut para politikası duruşunun korunmasını desteklemektedir. Başkan Powell’ın “şartlar aynı ise politika da aynı kalır” duruşunu sürdüreceği öngörülmektedir.
Para piyasaları, FED’in faiz oranını sabit bırakacağı beklentisini fiyatlamaktadır. Bu durum, Dolar Endeksi (DXY) üzerinde sınırlı bir baskı yaratmış, endeks 98,2 seviyelerinde işlem görmüştür. ABD 10 yıllık tahvil faizi ise %4,42 seviyesine ulaşarak yatırımcıların güvenli limanlara yöneldiğini göstermektedir.
🇪🇺 Euro Bölgesi ve ECB Gelişmeleri
Avrupa cephesinde, Çarşamba günü açıklanacak TÜFE verisi, ECB’nin para politikasında izleyeceği yol haritası açısından belirleyici olacaktır. Beklentiler manşet enflasyonun %1,9, çekirdek enflasyonun ise %2,3 seviyesinde kalacağı yönündedir.
ECB’nin politika faizini %2,15 seviyesine kadar indirmesi, bölgedeki zayıf ekonomik aktiviteye bir yanıt olarak görülmüştür. Ancak enerji fiyatlarındaki artış, Avrupa’da da enflasyonun yeniden yukarı yönlü risk oluşturabileceği bir zemini beslemektedir.
🇹🇷 Türkiye Ekonomisi: TCMB Politikası ve PPK Beklentisi
Bayram sonrası fonlama maliyetini aşağı çekmeye başlayan TCMB, haftalık faizleri fonlama yapısına dahil ederek güvercin duruşun sinyalini vermiştir. Bu adımın ardından, Perşembe günü gerçekleşecek PPK toplantısında yeni bir faiz indirimi yapılması beklentisi sınırlı tutulmaktadır.
Enflasyonun düşüş trendine girmesi, rezerv artışı ve kurdaki ılımlı seyir, politika yapıcıların faiz indirimine daha temkinli yaklaşabileceği bir ortam yaratmaktadır. Ancak yüksek faizlerin ticari kredi talebini ve yatırım iştahını baskılaması, Merkez Bankası’nın dikkatle izleyeceği diğer başlık olacaktır.
💵 Dolar/TL ve Parite Görünümü
Dolar/TL kuru, bayram sonrası işlemlerde 39,45 seviyelerinde dengelenmiştir. Kurda yukarı yönlü sınırlı bir eğilim gözlemlenirken, 39,50 ve 39,70 seviyeleri direnç, 39,00 ve 38,50 ise destek olarak öne çıkmaktadır.
Euro/Dolar paritesi, son dönemde 1,1570 seviyesini aşarak 1,16 üzerine taşınmıştır. Bu seviye, 2021’den bu yana görülen en yüksek seviyelerden biri olarak kaydedilmiştir. Paritenin teknik görünümünde 1,15 seviyesi artık güçlü bir destek haline gelmiş, yukarıda ise 1,1630 seviyesi yeni hedef olarak izlenmektedir.
📊 Borsa İstanbul ve Tahvil Piyasası
BIST-100 endeksinde 9.000 seviyesi ana destek olarak önemini korumaktadır. Geçtiğimiz hafta %1,84 düşüşle 9.311 seviyesinden kapanan endekste, 9.500 seviyesi kısa vadeli direnç olarak takip edilmektedir. 9.770 seviyesi ise orta vadeli yön açısından kritik bir eşiği temsil etmektedir.
Tahvil tarafında ise Hazine bu hafta 2 yıl vadeli sabit, 4 yıl vadeli TÜFE endeksli ve TLREF bazlı tahvil ihaleleri ile birlikte 2 yıl vadeli kira sertifikası ihracı gerçekleştirecektir. Gösterge tahvil faizleri ise Cuma kapanışı itibariyle 100 baz puan artışla %43,86 (2 yıl) ve %32,93 (10 yıl) seviyelerine yükselmiştir.
🪙 Altın: Güvenli Liman Talebi Artıyor
Ons altın fiyatı, İsrail-İran geriliminin etkisiyle 3.430 USD seviyesine yükselmiştir. Teknik olarak 3.440 ve 3.500 USD seviyeleri direnç, 3.350 ve 3.280 seviyeleri destek olarak izlenmektedir. Altın talebi, kontrollü gerginlik senaryosunda sınırlı artış gösterse de, çatışmanın kontrol dışına çıkması durumunda fiyatların yeni zirvelere taşıması olasılığı yüksektir.
📉 Eurobond ve CDS
Türkiye 5 yıllık CDS primi 304 seviyesinde sabit kalmış, bu da dış finansman risk algısında sınırlı iyileşmeye işaret etmiştir. Eurobond fiyatlarında kısa vadede -8 ile -3 cent arasında değişim gözlenmiş, orta ve uzun vadeli kıymetlerde ise daha büyük gerilemeler yaşanmıştır.
FED’in politika çerçevesini sabit tutacağı beklentisi, gelişmekte olan ülke tahvillerine kısa vadede destek sağlayabilir. Ancak jeopolitik riskler kaynaklı güvenli liman talebi, ABD tahvillerine yönelimi kısıtlı tutmuştur.
🔚 Genel Değerlendirme
Bu hafta ekonomik gündemde jeopolitik gerilimler, FED faiz kararı, ECB ve TCMB hamleleri belirleyici olmaktadır. İsrail-İran çatışması kontrollü ilerlediği sürece piyasalarda kalıcı bir risk algısı oluşmamaktadır. Ancak petrol fiyatlarının yükselmesi, küresel enflasyon ve büyüme üzerindeki riskleri artırmaktadır.
FED’in faiz politikasında değişikliğe gitmemesi, piyasalar tarafından nötr bir etkiyle karşılanabilir. TCMB’nin fonlama politikası üzerinden verdiği mesajlar, iç piyasalar için yön gösterici olacaktır. Özellikle TL’deki seyrin sürdürülebilirliği açısından PPK toplantısından çıkacak sinyaller dikkatle izlenecektir.
Altın ve petrol fiyatlarının yükselmesi, parite hareketleri ve BIST-100’ün teknik seviyelerdeki seyrine göre portföy tercihlerinde denge politikası izlenmesi gereken bir haftaya girilmektedir. Kontrollü iyimserlik korunmakta, fakat sürpriz senaryolara karşı temkinli duruş da önemini korumaktadır.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]