Karahan’dan Savaş Mesajı: Faiz Cephesinde Teslim Yok
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda verdiği mesajla piyasalara net bir sinyal gönderdi: Jeopolitik belirsizlik ne kadar derinleşirse derinleşsin, dezenflasyon savaşından geri adım atılmayacak. Bu açıklama, özellikle 'savaş ortamında faiz indirilir mi?' sorusunu soran piyasa aktörleri için kritik bir referans noktası oluşturdu. Eski bir bankacı olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Merkez bankalarının en büyük sermayesi güvenilirliktir ve Karahan bu sermayeyi koruma refleksi gösterdi. Esnaftan fon yöneticisine kadar herkesin bu mesajın arkasındaki matematiği anlaması gerekiyor.
Türkiye ekonomisi 2024 sonunda yüzde 44-45 bandına gerileyen enflasyonla birlikte uzun süredir görmediği bir normalleşme sürecine girdi. Merkez Bankası politika faizini yüzde 50 seviyesinde tutarken reel faizi pozitife taşıma kararlılığı, uluslararası yatırımcı algısını dramatik biçimde değiştirdi. Karahan'ın komisyondaki mesajı bu sürecin devam taahhüdü niteliğinde; bölgesel gerginliklerin kısa vadeli döviz baskısı yaratabileceğini kabul etmekle birlikte para politikasının bu baskıya boyun eğmeyeceğini vurguladı.
Jeopolitik riskin para politikasına yansıması meselesine bankacılık perspektifinden bakmak gerekiyor. 2018 krizinde yaşanan o kaotik dönemde faiz gecikmeli ve tutarsız artırıldı; piyasa güveni yerle bir oldu, TL tek günde yüzde 15-20 değer yitirdi. Bugünkü tablo çok farklı: Rezervler net bazda artı bölgede, swap hariç brüt rezervler 150 milyar doların üzerinde ve MB aktif bir iletişim politikası izliyor. Karahan'ın 'savaş kararlılığımızı değiştirmiyor' cümlesi aslında 2018 panikinin tekrarlanmayacağına dair bir güvence belgesi.
Esnaf cephesinden bakıldığında tablo şu: Kredi faizleri yüksek seyretmeye devam ediyor, işletme sermayesi maliyeti baskı kuruyor. Ancak enflasyonun düşme eğiliminde olması, alacak-borç dengesini işletmeler lehine çevirmeye başladı. Bir tekstil esnafı bugün 3 ay vadeli mal satıyorsa, o 3 ay sonunda eline geçen paranın reel değeri enflasyonun düştüğü bir ortamda görece korunuyor. Kısa vadeli acı uzun vadeli kazanım için kaçınılmaz bir bedel; Karahan bu bedelin ödenmesinden kaçınmadıklarını teyit etti.
Fon yöneticileri açısından ise bu açıklama carry trade pozisyonlarının korunmasına yeşil ışık niteliğinde. Yabancı yatırımcılar Türk lirası cinsi varlıklarda yüzde 40-45 bandında getiri elde ederken kur riskini hedge etme maliyetini düştükten sonra bile pozitif carry yakalamaya devam ediyor. MB'nin tutarlı duruşu bu hesabın bozulmayacağına işaret ediyor. Bununla birlikte dikkatli olmak gerekiyor: Orta Doğu'da tırmanma senaryosu veya küresel risk iştahının ani daralması, söylem ne kadar güçlü olursa olsun kısa vadeli dalgalanmaya zemin hazırlayabilir.
Türkiye Perspektifi
BIST 100 endeksi jeopolitik gerginlik dönemlerinde ortalama yüzde 5-8 intraday oynaklık yaşıyor; ancak MB'nin güçlü duruşu bu oynaklığın kalıcı aşağı kırılmaya dönüşmesini engelliyor. TL yatırımcısı için pratik çıkar şu: Enflasyon düştükçe mevduat faizleri de gerileyecek, dolayısıyla yüzde 40 üzerindeki mevduat fırsatı penceresi daralıyor. Bu pencereden henüz geçmeyenler için son çağrı dönemi sayılabilir. BIST'te ise bankacılık hisseleri net faiz marjı baskısı altında olsa da enflasyon normalizasyonu kredi kalitesini iyileştirecek; orta vadeli banka hissesi pozisyonları için temel zemin sağlam görünüyor.
Kısa Vadeli Beklentiler
1) Mayıs 2025 PPK toplantısında faiz kararı ve özellikle metnin tonu – indirim sinyali var mı yok mu dikkatle izlenmeli. 2) Nisan ayı TÜFE verisi: Yüzde 38-40 bandına gerileme gerçekleşirse MB söylemi güçlenecek, sapma olursa baskı artacak. 3) Cari açık ve rezerv hareketleri: Turizm sezonunun erken başlaması jeopolitik riske karşı doğal bir tampon oluşturabilir, haftalık MB rezerv verileri kritik. 4) Bölgesel jeopolitik gelişmeler: Özellikle İran-İsrail geriliminin Türkiye ihracatına ve enerji fatura maliyetlerine yansıması Mayıs-Haziran verilerinde kendini gösterecek.
Bu içerik yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.
Kaynak: Sozcu Ekonomi