Kredi Musluğu Açık: BDDK Verileri Tüketici ve Kurumsal Kredilerde Hızlanan Büyümeye İşaret Ediyor
Türkiye'de kredi ve kredi kartı kullanımındaki artış ivmesi, BDDK'nın son haftalık verilerine yansıyacak şekilde sürüyor. Esnaftan kurumsal firmaya, bireyden fon yöneticisine kadar herkesin yakından takip etmesi gereken bir konjonktür tablosuyla karşı karşıyayız. Kredi büyümesinin hızlanması bir yandan ekonomik aktiviteyi beslerken, öte yandan enflasyon ve faiz dinamikleri açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Eski bir bankacı gözüyle söylüyorum: Kredi musluğunun bu tempo ile açık kalması, hem fırsat hem de risk içeren hassas bir denge oyunu.
Bankacılık sektörünün kredi portföyü, BDDK verilerine göre yılın ilk çeyreğinden bu yana belirgin bir ivmelenme kaydediyor. Bireysel krediler cephesinde konut, taşıt ve ihtiyaç kredileri üçlüsü büyümeyi sürüklüyor; ancak asıl çarpıcı olan kredi kartı kullanımındaki tırmanış. Kredi kartı harcamaları hem tutar hem de işlem adedi bazında rekor seviyelere yaklaşırken, ortalama taksit sayısının uzaması tüketicinin gelecekteki nakit akışını bugüne taşıdığını açıkça ortaya koyuyor. Bu tablo, hane halkının reel ücret baskısını borçlanmayla telafi ettiğine işaret eden klasik bir stres sinyali.
Kurumsal ve ticari kredi tarafında ise tablo daha karmaşık. KOBİ segmentinde işletme sermayesi ihtiyacı kaynaklı kısa vadeli kredi talebi artıyor; esnaf ve zanaatkâr kesim, artan girdi maliyetlerini karşılamak için bankaya koşuyor. Büyük ölçekli şirketler ise yatırım kredisi kullanımını görece sınırlı tutarken, döviz cinsi borçlanmada kur riskini yönetme kaygısıyla seçici davranıyor. Bankacılık kariyerimde defalarca gördüm: Faizler yüksek olmasına rağmen kredi büyümesi hızlanıyorsa, bu talep değil mecburiyet güdümlü bir büyümedir. Fark kritiktir.
Merkez Bankası'nın sıkılaştırma sürecinde attığı adımlar ve BDDK'nın makro ihtiyati tedbirleri kredi büyümesini yavaşlatmaya yönelik olsa da, verilerin gösterdiği ivme politika araçlarının etkinliği konusunda soru işareti yaratıyor. Özellikle kredi kartlarındaki azami faiz oranı düzenlemesi ile taksit sınırlamalarının sermaye maliyetini yeterince içselleştirip içselleştirmediği tartışmalı. Tarihsel olarak Türkiye'de kredi büyümesinin GSYH büyümesinin 1,5-2 katına ulaştığı dönemlerde cari açık baskısının kaçınılmaz biçimde arttığını, bunun da TL üzerinde kur baskısına dönüştüğünü hatırlamamız gerekiyor.
Sektör bazında bakıldığında, inşaat ve gayrimenkule yönelik kredilerin hâlâ önemli bir pay tutması dikkat çekiyor. Konut kredisi faizlerinin yüzde yirmilerin üzerinde olduğu bir ortamda bile konut alımının finanse edilmeye devam etmesi, varlık enflasyonunun kalıcı bir beklentiye dönüştüğünü ve alıcıların yüksek faizi kısa vadeli bir maliyet olarak fiyatladığını gösteriyor. Bu psikoloji, ilerleyen dönemde takipteki kredi oranlarına yansıyabilecek kırılganlıklar barındırıyor. Fon yöneticileri için banka hisselerini değerlendirirken TGA oranındaki olası baskıyı senaryo analizine dahil etmek artık zorunlu.
Sonuç olarak, kredi büyümesinin sürmesi kısa vadede tüketim ve büyüme verisini destekler; bu siyasi ve ekonomik açıdan olumlu bir görüntü yaratır. Ancak orta vadede birikecek olan borç yükü, hem hanehalkı hem de şirketler bilançosunda kırılganlık yaratır. BDDK'nın bu tabloyu ne kadar süre izin verici bulacağı, yeni makro ihtiyati adımların ne zaman gündeme geleceği ise belirleyici soru olmaya devam ediyor.
Türkiye Perspektifi
BIST'te bankacılık endeksi, kredi büyümesi haberlerine kısa vadede pozitif tepki verse de yatırımcıların net faiz marjı ve TGA baskısı riskini fiyatlaması gecikebilir. TL mevduat tarafında faiz oranlarının görece cazip kalmaya devam ettiği bu ortamda, likit kalmak ve banka hisselerinde seçici olmak öne çıkan strateji olmalı. Özellikle güçlü sermaye tamponuna ve düşük TGA rasyosuna sahip özel bankaları ön plana alan bir yaklaşım, sektör geneline kıyasla daha savunmacı bir profil sunuyor. Esnaf yatırımcı için ise kredi maliyetinin gelir üzerindeki etkisini her çeyrek gözden geçirmek, nakit akışı planlamasında sürprizleri önlemenin en sağlıklı yolu.
Kısa Vadeli Beklentiler
Takip edilmesi gereken başlıca göstergeler şunlar: Birincisi, BDDK'nın haftalık yayımladığı sektör verilerinde bireysel kredi büyüme hızı ile kredi kartı bakiye artışının seyri; ikincisi, TCMB Para Politikası Kurulu toplantılarında kredi büyümesine ilişkin yapılacak yönlendirme ve olası araç güncellemeleri; üçüncüsü, bankaların üç aylık bilanço açıklamalarında net faiz marjı ile takipteki kredi oranındaki değişim; dördüncüsü ise TÜİK'in açıklayacağı hane halkı borçluluk ve tüketici güven endekslerinin yön gösterici sinyalleri.
Bu içerik yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.
Kaynak: Hurriyet Ekonomi