Merkez Bankası Enflasyonu Güncelliyor, Ama Memur ve Emeklinin Maaşı Hâlâ Ocak’ta Yazılmış Rakama Mahkûm
Markete gidiyorsunuz, sepetiniz dolmadan cüzdanınız boşalıyor — ama maaşınız hâlâ yılın başında yapılan bir hesaba göre şekilleniyor. Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ceylan'ın sesi aslında milyonlarca vatandaşın sesini yansıtıyor: Merkez Bankası enflasyon tahminini revize edebiliyorsa, hükümet de yıl ortasında belirlediği zam oranını güncellemeli. Bu talep kulağa siyasi görünse de özünde son derece teknik ve meşru bir ekonomi politikası tartışması. Enflasyonun gerçek seyriyle maaş artışları arasındaki makas açıldıkça, esnaftan memura, emekliden küçük yatırımcıya kadar herkesin satın alma gücü kan kaybediyor.
Türkiye'de ücret ve maaş zam mekanizması tarihsel olarak yılın belirli dönemlerinde yapılan toplu pazarlıklara ya da hükümet kararnamelerine dayanır. Ocak ayında belirlenen artış oranı, o dönemki enflasyon beklentisine göre şekillendirilir. Ancak Türkiye gibi enflasyon oynaklığının yüksek olduğu ekonomilerde bu beklentiler çok hızlı eskiyebilir. Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu her toplantısında enflasyon tahminini güncellerken — ki son dönemde bu tahminler defalarca yukarı revize edildi — ücretlerin aynı dinamizmle güncellenmemesi ciddi bir reel gelir erozyonuna yol açıyor. Basit matematikle: Yüzde 35 zam yapıldı, ama yıl boyunca enflasyon yüzde 60'a koştuysa, gerçek anlamda yüzde 25 maaş kaybı yaşandı demektir.
Başkan Ceylan'ın çıkışı yalnızca memur ya da emeklinin değil, esnafın da sesini taşıyor. Esnaf için mesele şu: Müşterisinin cebindeki para erimişse, kasasına giren para da eriyor. Küçük bakkaldan mobilyacıya, lokantadan terziye kadar iç talebin can damarı olan bu kesim, gerçek reel gelir kaybının doğrudan kurbanı. Türkiye'de hane halkı tüketimi, GSYH'nin yüzde 55-60 bandında seyrediyor; yani reel ücretlerdeki gerileme büyüme rakamlarına da doğrudan yansıyor. IMF ve Dünya Bankası'nın Türkiye büyüme projeksiyonlarını oluştururken iç talebi ne kadar dikkate aldığı tam da bu yüzden kritik.
Öte yandan hükümetin bu talebe temkinli yaklaşmasının da rasyonel bir tarafı var. Yıl ortası ek zam kararları, bütçe disiplinini zorlayabilir ve kronik enflasyonla mücadelede 'ücret-fiyat sarmalı' riskini beraberinde getirebilir. Merkez Bankası'nın faiz kararlarıyla enflasyonu dizginlemeye çalıştığı bir ortamda, maliye politikasının genişlemeci adımlar atması bu çabayı baltalayabilir. Ancak buradaki ince çizgi şu: Enflasyonun altında kalan ücretler, nominal değil reel sıkılaşma anlamına gelir ve bu da büyüme üzerinde ek baskı yaratır. Ortodoks iktisat politikası açısından her iki senaryo da kendi içinde riskler barındırıyor.
Piyasa tarafına bakıldığında, enflasyon-ücret uyumsuzluğu meselesi doğrudan tüketim sektörü hisselerine, perakende şirketlerine ve bankacılık sektörünün kredi kalitesine yansıyor. Reel gelirlerin gerilediği dönemlerde tüketici kredilerinde takip oranları yükselme eğilimi gösteriyor, konut ve taşıt satışları ivme kaybediyor. BIST'te bu dinamiği okumak isteyen yatırımcı için tüketim hisselerinin göreli performansı ile enflasyon verisi arasındaki korelasyon son derece anlamlı sinyaller üretebilir. Nitekim 2021-2023 dönemindeki yüksek enflasyon baskısında savunma sektörü, gıda devi hisseleri ve döviz geliri olan ihracatçı şirketler portföylerde rölatif olarak öne çıktı.
Türkiye Perspektifi
BIST yatırımcısı için en somut çıkar noktası şu: Yıl ortası ek zam kararı gelirse tüketim, perakende ve kredi büyümesi oynayanlar (Migros, BİM, özel bankalar) kısa vadede yukarı hareketlenebilir. Gelmezse reel gelir sıkışması derinleşir, takipteki kredi oranları artar ve bankacılık sektörü karlılığı baskılanır. TL mevduat sahibi için mesaj net: Enflasyonu yenemeyen faiz, gerçek anlamda kayıp. Altın, dolar mevduatı veya enflasyona endeksli devlet tahvili (TÜFE'ye endeksli kağıtlar) bu dönemde portföyde ağırlıklı tutulabilir. Esnaf içinse kritik sinyal şu: Müşteri talebi canlı tutulmadan stok büyütme riski almak bu ortamda tehlikeli.
Kısa Vadeli Beklentiler
1) Her Para Politikası Kurulu toplantısı sonrası açıklanan enflasyon tahmini revizyonları yakından izlenmeli — yukarı revizyon ücret baskısını güçlendirir, hükümet üzerindeki siyasi yükü artırır. 2) Bütçe açığı verileri: Yıl ortası ek zam kararı gelirse bütçe dengesi bozulur, bu da tahvil faizleri ve TL üzerinde baskı yaratabilir. 3) TÜİK aylık enflasyon açıklamaları ve özellikle gıda-enerji kalemlerindeki seyir: Ücret-enflasyon makasının ne kadar açıldığını bu verilerden ölçebilirsiniz. 4) TBMM bütçe görüşmeleri ve hükümetin yılsonu bütçe revizyonu: Ek harcama kalemi olarak ücret düzenlemesi gündemin neresinde yer alıyor, bu kritik sinyal verecektir.
Bu içerik yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.
Kaynak: Google News Ekonomi